Öncelikle Kur’ana göre “Alem” ne demek? bizzat ayetin tanımından öğrenelim;
Şuara-23-24: “Firavun “Alemlerin rabbi nedir?” dedi. Musa “Eğer inananlarsanız; O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.”
Gördüğünüz üzere “Alem” kelimesinin tanımı güneş gibi nettir. Alem; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hepsidir.
Peki “Alem” kelimesi Kur’anda hep bütün yaratılmışları işaret eder? Cevabımız elbette hayır. Bakalım;
Ali İmran-42: “Hani melekler “Ey Meryem, Allah seni seçti; seni arındırdı ve seni alemlerin kadınlarına(نِسَٓاءِ) üstün kıldı.”
Ayette, alemlerin dişilerine değil “alemlerin kadınlarına” ifadesinin kullanılması çok anlamlıdır. Seçilen ve üstün tutulan Meryem, ancak kadın türü ile mukayese edilebilir. Kadın ise ancak insan ve cin türü için söz konudur. Çünkü diğer varlıkların erkek olmayanlarına kadın denmez.
Araf-80: “Ve Lut. Lut kavmine “Siz, sizden önce alemlerden hiç bir kimsenin yapmadığı bir fahişelik mi yapıyorsunuz?” dedi.”
Ankebut-28-29: “Ve Lut. Lut kavmine “Siz, sizden önce alemlerde hiç bir kimsenin yapmadığı bir fahişelik yapıyorsunuz. Siz erkeklere gidecek, yol kesecek ve toplantılarınızda o kötülüğü mü yapacaksınız?” dedi. Kavminin cevabı “Doğrulardansan bize Allah’ın azabını getir!” demelerinden başka bir şey olmadı.”
Bahsedilen fahişelik yani kötü davranış diğer ilgili ayetlerde açıkça beyan edildiği üzere erkekler arası homoseksüelliktir. Bu çirkin ilişki, onların helakına sebep olan bir günahtır.
Bu ayetlerde kastedilen insanlarken, cinleri konuya nasıl dahil ettin diye soracak olursanız?
Sorumluluk, ikaz ve cezalandırılma ve mükafat sadece Allah’ın kendine muhatap aldığı insan ve cinler türleri için söz konusudur. Çünkü Allah, onları zaten kendine kulluk etmeleri için yarattığını beyan etmiştir.
Aşağıdaki ayetlerse; cinlerin, insanlara inen kitaplardan mesul olduklarını, iman edip yaşadıklarını ispat etmektedir. Dolayısıyla alem dediğimizde cinler de tanımın içine dahil olmaktadır.
Cin-1-2: “De ki: “Bana, cinlerden bir topluluğun dinledikten sonra, biz gerçekten hayranlık uyandıran bir mucize(قُرْءٰنًا) dinledik. Biz ona inandık. Artık Rabbimize kimseyi ortak koşmayacağız.” dedikleri vahyolundu.”
Ahkaf-29: “Kur’anı dinlemeleri için cinlerden bir grubu sana yönelttiğimizde onun huzuruna vardıkları zaman “kulak verin “dediler. Bitirildiği zaman kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.”
Ahkaf-30-31: “(Cinler) Ey kavminiz, Musa’dan sonra indirilen, elinin altındakinin yerine gelen, gerçeğe ve doğru yöne rehberlik eden bir kitap dinledik. Ey kavmimiz, Allah’ın davetçisine uyun ve ona iman edin, günahlarınızı bağışlasın ve elim azaptan sizi korusun.” dediler.”
Özetle; “Alem” kelimesinin hem “göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hepsi” hem de “insan ve cin türü” olduğu oldukça açıktır.
Sözlüklerde “Alem”; her şey; bayrak; minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça; yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren; dünya, cihan; hayvan veya bitkilerin bütünü anlamlarına da sahiptir.
Peki sözlüklerde “Alem” kelimesine verilen diğer anlamlar ne olacak? Elbette her bir anlamı, cümlenin konusuna bakılıp, uygun olanı seçilerek kullanılacak. Buna Türkçe’de eş seslilik deriz. Yani bir kelimenin yazılışı aynı olsa da birden fazla anlamı olabilir.
Kur’anda eş seslilik veya eş anlamlılık yoktur, diye ısrar edenlerde artık kasıt arıyorum. Çünkü böyle bir iddia, çevirilerde anlam kısırlığına ve hatta anlam değişmelerine sebep olmaktadır.
Ve en doğrusunu Allah bilir..
Açıklamalar çok güzel ve yerinde