AHZAB-36: “ALLAH VE ELÇİSİ BİR İŞE HÜKÜM VERDİĞİ ZAMAN” AYETİNDE ELÇİ HÜKME ORTAK MI OLMUŞ?

Allah, elçi ile birlikte mi bir işe hüküm verir?
Allah, hüküm vereceği zaman elçisine mi danışır?
Allah, elçisi ile birlikte mi anlaşma metnini hazırlar ve duyuru yapar?
Özetle elçinin, Allah’ın hükmüne ortak olduğuna inananların delil olarak gördükleri ayetlerine bakalım;
Tevbe-1: Allah ve elçisinden, anlaşma yaptığınız müşriklere bir muafiyettir
Tevbe-3: Bu Allah ve Rasulunden Hacc-ı Ekber gününde, insanlara bir duyurudur
Ahzab-36: Allah ve Elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve kadına o iş konusunda tercih hakkı yoktur…
Bu ayetleri doğru anlamak için Kur’anda Allah rasulu nasıl tanıtılmış, kısaca inceleyelim;
ALLAH RASULU:
Maide-67: “Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et….”
Nisa-136: “Ey iman edenler! Allah’a, rasulune ve rasulune indirdiği Kitaba ve daha önce indirilmiş kitaplara inanın…”
Ayetin mesajları;
1- Allah rasulu, kendisine kitap verilendir.
2- Rasulluk ve nebilik elbette aynı kişide toplanmıştır. Aralarındaki tek fark; Allah Rasulunun tüm sözleri vahiydir.
3- Bu nedenle vahiy alırken kendi iradesi söz konusu değildir, kusursuz ve hatasızdır.
4- Çünkü aldığı vahiy, Hicr-9. ayet gereği Allah korumasındadır.
5- İşte bu yüzden tüm itaat emirleri sadece vahiyden bahseden Allah rasulunedir, nebiye değil.
Özetle Allah rasulunun sözü KUR’AN VAHYİ demek, Kur’an vahyi demek ALLAH’IN SÖZÜ demek ve bu nedenle ALLAH RASULUNE İTAAT demek ALLAH’A İTAAT etmek demektir.
Peki o tuhaf soruları sorduran yukardaki ayetleri nasıl anlayacağız?
Bu ayetlerden; Allah ve rasulunun birlikte oturup ihtar metnini yazdığını, Allah ve rasulu birlikte duyuru yaptığını, Allah’ın bir işe hüküm verirken sanki rasulune danıştığını ve birlikte hüküm verdiklerini düşünebilmek; ya Kur’anı yavan altı yavan okumaktır ya da onu rivayetlerle iğfal edilmiş zihinle okumaktır.
Her zamanki gibi ve öncelikle muhkem ayetler net tespit edilmelidir ki kişi okuma yaparken savrulma yaşamasın. Bakalım;
Zümer-3: İyi biliniz ki, halis din Allah’ındır.
Yusuf-40: Hüküm yalnızca Allah’ındır,
Kehf-26: O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.
Bu 3 ayetin mesajı; kim dinde hüküm koyuyorsa, dinin ona ait olduğudur.
Allah, açıkça dinin sahibi olduğunu ilan etmiştir. O halde yine kendi beyanı üzere hükmü sadece kendisi koyacaktır.
Allah hükmünde ortaklığı reddettiğine göre O, Allah rasulu olan nebilerini bile hükmüne ortak etmemiştir. Onlara hüküm koyma yetkisi vermemiştir.
Rasul, Allah’ın hükümlerini yeryüzüne ileten ve duyuran kişidir.
Ayet metnindeki 2 öznenin yani “Allah ve rasulunu” nun yerine zamir olarak “ikimiz veya biz” zamirlerini kullanalım. (Bu arada Kur’anda, tesniyenin cem kabul edildiği ayet vardır ama konumuz bu değil)
Peki zihninizde, “biz” ile başlayan başka ayetler çağrışım yaptı mı? Bazılarını hatırlatayım;
İsra-59: Bizi, ayetler(mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey,
Rad-37: İşte böylece Biz onu açık bir hüküm olarak indirdik.
İsra-106: Biz, onu insanlara ağır ağır okuman için ayetlere ayırdık ve birbiri ardınca indirdik.
Yasin-69:Biz ona şiir öğretmedik.
Allah’ın bir çok ayette “biz” demesinin nedeni, elbette işerini yaptırmak için melek kullarını aracı olarak kullandığını bildirmektir.
Peki “biz” dediği için melek kulları, Allah’ın hükmüne ortaktır mıdır yoksa sadece aldıkları emirleri ifa edici midir?
Cevabi ayetlerden birkaç tanesini verelim yine;
Yusuf-40: Hüküm yalnızca Allah’ındır,
Kehf-26: O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.
Rad-31: Hatta dağların yürütüldüğü, yeryüzünün parçalandığı, ölülerin konuşturulduğu mucize de bütün buyruklar da Allah’a aittir.
Öczesi; Kuran’ı ümmi olarak okuyabilenlere mesajlar çok açık ve nettir. Rasul, Allah’ın emrindeki bir kuldur. Allah’ın hükmüne ortak değil diğer melek kulları gibi emrine amadedir.
Ayetlere rağmen ben öyle anlamıyorum diyenlere cevabım;
İşte tefsirler.. İşte alim zatlarınız.. Ama biz, sadece Kur’anda yol almaya devam inşaallah, olur.
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler
Inline Feedbacks
View all comments