Şu sıralar euzubesmele üzerinde tartışmalar yaşandığını ben de duymuş oldum. “raciym” kelimesi üzerinden, birilerinin eksik bilgi ile gündem oluşturması ve onda sanki yanlış veya çelişki varmış gibi takdim etmesi muhatabın ya bilgi eksikliğini ya da kastını ortaya serer. İnceleyelim;
“Raciym” (الرَّج۪يمِ) kelimesi, “Feil” (فَع۪يل) veznindedir.
Arapça’da bu veznin en büyük özelliği “Sıfat-ı Müşebbehe” veya “Mübalağalı İsm-i Fail” olmasıdır. Teknik açıklamalar yaparak sizleri bunaltmak istemiyorum ama bilinmesi gereken bu kalıbın hem ismi fail hem de meful anlamını taşıyabilmesidir.
İsmi Mef’ul olarak; “Mercum” (مَرْجُوم) yani “taşlanmış” anlamına sahiptir. Burada söz konusu olan taşlama sadece fiziksel bir eylem değil; ilahi rahmetten kovulmuş, dışlanmış ve reddedilmiş olmayı ifade eder.
İsmi Fail olarak; “Racim” (رَاجِم) yani “taşlayan” anlamına sahiptir. Şeytanın sürekli insanlara vesvese vererek onları “taşlaması” veya kötülüğe itmesi anlamını taşır.
Dilciler arasındaki hakim görüş; euzubesmele içinde “ismi mef’ul” anlamında kullanılmış olmasıdır. Bunu nedeni; Allah’a karşı kibirlenerek O’nu suçlaması ve rahmetten kovulup lanetlenmiş olmasıdır. Kovulduğuna dair örnek bir ayet paylaşalım;
Hicr-34-35: Allah dedi ki “Çık oradan. Sen kovuldun. Din gününe kadar lanet senin üzerinedir.”
Peki Allah, hangi ayette ve niçin kovulmuş şeytandan kendisine sığınma emri verdi? Bunun cevabı aşağıdaki ayettedir.
Nahl-98: “Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”
Ayetin emri; Kur’an okumaya başlamadan önce almamız gereken tedbir olarak “kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” emridir.
Ayetin emrine cevabımız ise: “Ben kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” olacaktır.
Arapçası ise “Euzu billahimineşşeytanirracim”dir.
Peki neden Allah, Kur’an okumaya başlayacağımız zaman kovulmuş şeytandan kendisine sığınmamızı emreder? Bildiğimiz sebeplerden birisini paylaşalım. Bizi Allah’ı rızasına götürecek her şey, Allah’ın kelamı olan Kur’anın içinde yazılıdır. Kur’an, Allah ile aramızdaki en güçlü ve doğru bağdır. Allah’ın kullarını saptırmaya yeminli ve azimli olan şeytan ise, Kur’an ile ilişki kurmamızı hiç arzu etmediği gibi, kurulacaksa da ancak kendi istediği gibi kurulmasını ister.
Kur’an, müslümanın rehberidir. Allah ona, şeytan ve türüne karşı sığınma zırhımızı takınarak okumamızı emretmiştir. Bu zırh olmazsa ne olur peki? Şeytanın, Kur’an ile ilgili vereceği vesveseleri ve yanlış yönlendirmelerini kabul ettirmesi kolaylaşabilecektir. Bu durum, şeytan için imanı zedeleyebileceği ve genişletilebileceği bir deliktir. Allah’ın hiçbir emri sebepsiz değildir.
Kimileri euzu kısmını bırakıp sadece besmele çektiğini, bunu yapmalarının sebebini ise; tevhid gereği sadece Allah’ı anmak olduğunu, şeytanın adını andığında tevhid inancının zedelendiğine inandığını beyan ediyor.
Oysa şeytanın isminin geçmesi, şeytanı anmış olmak anlamına gelmez. Mecburen şeytanın ismini söylemiş olursunuz. Maksat; kelime değil, cümlenin anlamıdır. Bir cümlede şeytan kelimesinin geçmesi, o cümleyi sakatlamaz. Örneğin; Allah’ı anmaktan bahsettiğimizde kastettiğimiz; iman ve yüksek şuurla ibadet maksatlı O’nu hatırlamaktır. Oysa şeytanın isminin geçmesi, böyle bir anış olmadığı için tevhidi zedelemesi söz konusu değildir.
Nahl-98. ayetin emrinde yanlışlık veya çelişki görenlerin mantığı ile biraz daha ileri gidip şu da söylenebilir; “Bırakın cümlede şeytan isminin geçmesini, Kur’anda şeytan ismi kaç defa geçiyor, tevhid toptan zedeleniyor, bu sebeple Kur’an da okunmasın.”
İşte bu düşünce de şeytanın zehirlediği düşüncelerden birisidir. “Kovulmuş şeytanda Allah’a sığınırım” demek; şeytanın Kur’an ile ilgili vereceği vesveselere karşı zırh ve şeytan ile mücadele yöntemlerinden biridir.
Kaldı ki Allah, “şeytandan Allah’a sığının” emrini verirken, emrin içinde şeytan kelimesinin geçmesinde problem görmemişken, müminlerin tevhid bahanesiyle problem görmesi muhakeme dışıdır. Mümin kimselere düşen vazife ise; insan ve cin şeytanların sağdan yaklaşmalarına karşı uyanık kalmayı başarıp imanlarına sahip çıkabilmektir.