Oruç tutamamanın kazası ise ayetlerle sabittir.
Kaza; vaktinde yerine getirilemeyen bir ibadetin sonradan aynı şekilde yerine getirilmesidir. Kefaretse; bir ibadetin bilerek ve meşru bir mazeret olmaksızın bozulması durumunda uygulanan hem bir ceza hem de bir ibadet türüdür.
Bakara-184 ve 185. ayetlerde oruç emri detaylandırılmış; sadece hastalık ve yolculuk halinde tutulamayan her bir gün için, diğer günlerde oruç tutması emri verilmiştir ki buna “orucun kazası” denir.
2-Bakara-183: “Ey iman edenler. Sakınmanız için oruç, sizden öncekilere yazıldığı gibi size de sayılı günlerde[48] yazıldı.”
2-Bakara-184: “Sizden hasta veya yolcu olan kimselere ise bekleme süresince diğer günlere yazıldı. Oruca dayanabilecek[49] kimselere bir yoksulu doyuracak kadar fidye yazıldı. Kim hayrı içinden gelerek yaparsa kendi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.”
2-Bakara-185:” İnsanlar için bir rehber, ona ait apaçık deliller ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an, Ramazan ayında indirilmeye başlandı[50]. Sizden o aya ulaşanlar o ayda oruç tutsun. Hasta veya yolcu olan kimselerse bekleme süresince diğer günlerde oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sizi ilettiği şeye karşılık Allah’a şükretmeniz[51] için sayıyı tamamlayın[52] ve Allah’ı yüceltin.”
Ayrıca oruç tutabilenlerin bir çaresizi doyuracak kadar fidye vermesi de gerekli görülmüştür.
ORUCUN KEFARETİ, YANİ ORUCU KASITLI BOZMANIN KEFARETİ KESİNLİKLE YOKTUR.
Oruç ayetlerinde 60+1 gün kefaret zikredilmemiş veya başka ayetlerde de işaret edilmemiştir.
Kişinin, isteyerek orucu bozmak niyetiyle oruç tutmasından bahsedilemez. Bu yapılan iş, oruç tutmamakla aynı şeydir. Bu niyette olan kişi için, orucun kendisi de kazası da orucun kazanımları da anlamlı ve gerekli değildir. Üzerinde konuşmaya dahi gerek yoktur.
Peki kişi Allah’a ve oruca saygılı iken nefsine yenilerek orucunu bozarsa?
Yine bir güne bir gün kazadır. 61 gün kefaret değildir. Kefaret olarak 61 gün oruç tutmak gerekir demenin Kur’ani bir dayanağı yoktur.
Kur’anda kefaretler vardır. Allah’ın özellikle hüküm vermediği konularda, Allah hükmünü eksik bırakmış veya ihmal etmiş de başkaları tamamlıyor değildir.
61 gün oruç tutma cezası, kefaret olarak sadece 2 durum için emredilmiştir.
1-Zıhar Hadisesidir. İlgili ayetler aşağıdadır.
58-Mücadele-1: “Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitti. Allah, ikinizin de konuşmasını işitti. Çünkü Allah işitendir, görendir.”
58-Mücadele-2: “Kadınları, sizden kadınlarına zıhar[1] eden kimselerin anneleri değildir. Onların anneleri sadece kendilerini doğuranlardır. Onlar çirkin bir söz ve yalan söylüyorlar. Allah affedendir, bağışlayandır.”
58-Mücadele-3-4: “Kadınlarına zıhar edip sonra söylediklerinden dönenler, eşlerine dokunmadan önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmalıdır. Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. İmkan bulamayanlar, eşlerine dokunmadan önce aralıksız iki ay oruç[2] tutsun. Gücü yetmeyenlerse altmış yoksulu doyurmalıdır. Bu Allah’a ve rasulune inanmanız nedeniyledir. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kafirler için elim bir azap vardır.”
Zihar; erkeğin kendisine haram kılmak maksadıyla karısını veya karısının baş, yüz, sırt gibi bütünü ifade eden bir bölümünü evlenmesi dinen yasak olan yakını bir kadına benzetmesi demektir. Cahiliye Arapları arasında bir boşama şekli olarak bilinen uygulama, genelde anne seçilerek “Sen bana annemin sırtı gibisin” cümlesiyle yapılırdı.
Ahmet bin Hanbel’de bu durumdan bahsedilir. Olayın aslı burada anlatılır ama diğer kitaplarda bu olayın sebebi, olayın kendisinden arınmış olarak alındığından olay yanlış aktarılır.
Özetle; sahabeden birisi Ramazan orucunu tam tutmak için Ramazan boyunca karısına zıhar yapar. Fakat karısına dokunur. Ve eşi de bu durumu peygambere anlatır. Ve bu durum üzerine zıharın hükmü iner.
Zamanla fıkıhçıların eline geçen rivayetlerde olay, sanki orucu bozmuş da ona kefaret tutmuş gibi aktarılır. Olay en açıklayıcı haliyle Musa CARULLAH tarafından açıklanmıştır.
Oysa hüküm, orucunu bozmuş olmasından sebep değil, zıhar yapmış olmasına rağmen karısı ile cinsel birliktelik yaşaması sonucu verilmiş hükümdür.
2-Bakara-187: “Oruç gecesinde kadınlarınız ile cinsellik size helal kılındı…” ayetinin bu olayla ilişkili olması da muhtemeldir.
Zıhar hadisesindeki kefaretin, oruç kefaretine dönüşmesi ve yüzyıllar boyunca böyle bilinmesiyse oldukça ilginç bir durumdur.
2- Hataen insan öldürmenin karşılığıdır.
4-Nisa-92: “Bir mümin, hata dışında bir mümini öldürmeye muktedir değildir. Kim, hata ile bir mümini öldürürse, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuştursun ve ölenin ailesi bağışlamadıkça ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet versin. Eğer hata ile öldürülen, düşmanınız olan bir toplumdan ve mümin ise mümin bir köleyi azat etsin. Eğer hata ile öldürülen kişi kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet versin ve bir mümin köleyi azat etsin. Kim bunları bulamazsa, Allah’a karşı tevbesi için peş peşe iki ay oruç tutsun. Allah bilendir doğru hüküm verendir.”
Biz teşekkür ederiz sayın haydar.
Teşekkürler kaleminize sağlık.