MUHAMMED NEBİYE VERİLEN TEK MUCİZE “KUR’ANDIR”. ANLATILAN TÜM MUCİZELER, NEBİLERİ YARIŞTIRARAK DİNİ İFSAD ETMEKTİR

Kur’anda kelime olarak yer almayan ama bizlerin mucize olarak isimlendirdiğimiz olaylar, ancak Allah’ın yarattığı delil nitelikli özel olaylardır.

Ankebut-50:Ona Rabbinden mucizeler indirilmeli” dediler. De ki “Mucizeler yalnızca Allah’ın katındadır. Ben ise yalnızca apaçık bir uyarıcıyım”.

Kitap ehli ve müşrikler ona iman etmek için, Allah rasulu Muhammed nebiden sürekli mucize istemekteydiler. Kaldı ki Kur’anda bizzat Musa ve İsa nebilerin mucizelerinden tekrar tekrar bahsedilmekteydi.

Anladığımız; Muhammed nebinin de onları ikna etmek için içten içe mucize gösterme talebi vardı. Ama Allah, Muhammed nebiye tek mucize olarak Kur’anı indirdiğini beyan edip, buna şahit olarak sadece kendisini göstermesini emrediyordu.

Ankebut-51: “Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Bunda iman eden bir kavim için onda rahmet ve öğüt vardır.”

Ankebut-52: De ki “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Allah göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler kaybedenlerdir.”

Aşağıdaki ayetten, Muhammed nebinin umulan bir mucize gösteremediği için onların iman etmemesinden kaygılandığı ve mucize konusunda ısrar ettiği fakat Allah’ın bunu reddederek ciddi şekilde ikaz ettiği anlaşılmaktadır.

Enam-35: Onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse ve eğer gücün yeterse, yerde bir tünel veya gökte bir merdiven edin sonra da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!”

Allah, kendisine başka mucizeler vermemesinin nedenini ise şu ayetle izah etmektedir.

İsra-59: Bizi, mucizeler göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları inkar etmeleridir..”

Çünkü Allah geçmiş ve gelecek gaybı bilendir. Muhammed nebiye Kur’an dışında bir mucize vermiş olsa dahi onların büyükleneceğini ve iman etmeyeceklerini biliyordu.

Enam-146: Yeryüzünde haksız olarak büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım. Onlar her delili görse de ona inanmaz, doğru yolu görseler de onu yol edinmez. Ama azgınlık yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamaz olmaları nedeniyledir.

Çünkü Kur’an, sadece müminler için sakınmaları ve öğüt almaları için indirilmiştir.

İsra-82: Biz müminler için şifa ve rahmet olan Kur’anı indiriyoruz. Kur’an, sadece zalimlerin zararını artırır.

Kaf-45: Biz onların dediklerini iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde zorba değilsin. O halde Kur’an ile tehdidimden korkan kimselere öğüt ver.

Enam-51:Sakınmaları için, Kur’an ile Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları uyar. Onların Allah’tan başka ne yardımcıları ne de şefaatçileri vardır.”

Bu ayetlere rağmen geçmişteki kimi müslümanlar, Muhammed nebiyi bu açıdan eksik hissetmiş olmalı ki diğer nebilerle yarıştırırcasına rivayetlerle mucizeler uydurmuştur.

Bu uydurma mucizeler hiç masum değildir. Çünkü Allah’ı yapmadığı işleri yaptı diye itham etmek, Allah’a karşı yalan uydurmak olur. İşte ayeti;

Hud-18:Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Onlar Rablerine arz edilecek. Şahitler de “Bunlar, Rablerine karşı yalan uyduranlardır!” diyecek. Bilin ki, Allah’ın laneti o zalimlerin üzerinedir.”

Ama uydurulanlar iyi niyetle yapılmış diyerek onları savunmaya ve tutunmaya devam edecekseniz, tek sözümüz sadece “Allah affetsin” olur.