Allah aşağıdaki ayetlerde;
Sad-24: “…..Davud kendisini imtihan ettiğimizi bildi. Bunun üzerine Rabbinden bağışlanma diledi, eğilip RUKU EDEREK KAPANDI (harre rakian) ve Allah’a yöneldi.”
“Ruku” kelimesin hem fizik manada “eğilmek”, hem de mecazi anlama sahiptir.
“rakian” ismi faildir. “Rüku eden” yani fiziki manada “eğilen”, mecazi anlamda “boyun eğen” (itiat eden) anlamına sahiptir. Ayette “harra” fiili kullanılmıştır.
Yanına “harra” fiilinin eklenmesi, onu mecazi anlamdan çıkarıp ve artık olarak eğilmekten bahseder olmuştur.
Örneğin rukuya kapanmak için harra fiili kullanılması; rukunun eğilmek gibi özel bir eyleme işaret ettiğinin ispatıdır.
Fetih-29:”Muhammed, Allah’ın rasuludur. Onunla beraber olanlar kafirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidir. Sen onları rüku, secde ederken Allah’tan fazlını ve rızasını isterken görürsün. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki örneğidir. İncil’deki örneği ise; onlar filizini çıkarmış, onu güçlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir. Çiftçilerin hoşuna gider. Allah, kafirleri onlar ile öfkelendirir. Allah, onlardan iman edip iyi işler yapanlara ise bağışlanma ve büyük ödül vadetmiştir.” diyerek,
Namaz kılarken ruku ve secdede Allah’tan neler isteneceğine dair işaret verir.
Namaz fiziki bir eylemdir. Bedende iz bırakacak yerler; diz, ayak bilekleri ve yüzdür. Yüzlerindeki iz, kalıcı iz de olmayabilir. Alın ve burun bölgesinde, belki üzerinde secde ettikleri zeminin izi çıkabileceği gibi uzun secde yapan insanlar kalktıklarında yüzleri kan akımından dolayı kızarıyor da olabilir.
Ruku; mecazi olarak başını eşmek, eğilmek anlamlarında da sahiptir. Ki bu anlamları ayetin konusundan net biçimden anlarız.
Özetle namazdaki postürler ve manaları, diğer anlamlarından ayrılmıştır.
Tekrar edelim; olan bir şeye yok demekle, o şey yok olmaz. Ama eğer o varsa, yok demekle imanınızı zedelersiniz. Çünkü inkar, durduğu gibi durmaz. Mutlaka başka bir inkarı peşinden getirir.