Allah, aşağıdaki ayetlerde;
Zümer-9: “Yoksa o (bir önceki ayette ateş halkından olan kişi) gece saatlerinde gönülden itaatle (kanitün) KIYAMDA ve SECDEDE Rabbinin rahmetini uman ve ahiretten korkan gibi midir!” veya
Furkan-64: “Onlar Rableri için KIYAMDA ve SECDEDE gecelerler.” diyerek,
Namazdaki iki postürün adı olan kıyam; ruku ve secde gibi isim olarak kullanmıştır.
Arapçada isimler bazı şartları sağladığında fiil olarak amel edebilir fakat bir postürü (duruşu) ifade eden kıyam, namazın ruknu olan kıyamı hususi olarak işaret eder. Fakat;
Secde; (fiziki eylem olmaktan çıkarılıp) sadece itaat, teslimiyet vb,
Kıyam;(fiziki eylem olmaktan çıkarılarak) sadece doğrulmak, yönelmek vb,
Ruku; (fiziki eylem olmaktan çıkarılarak) mecazi olarak başını eşmek, eğilmek anlamları verilerek,
Önce fiziki kıyam, ruku ve secde sonrasında da namaz yok iddiası, ıvecin en büyük başarılarından bir oldu.
Bu anlamda haddini aşan kimselerin yaptığı iki büyük yanlış şu şekilde gerçekleşti;
Bir taraf; postürleri salt harekete indirgeyerek namazın mental manasını kaçırdı.
Diğer taraf; postürleri inkar edip sadece ona mental mana vererek namazı fiilen tamamen yok saydı.
Hata üzerine hata..