Mehir (ucur), erkek için farz emirdir.
Aşağıdaki ayetlerde mehir için ya farz vurgusu yapılmış veya emir formunda gelmiştir;
Maide-5: “… İman eden muhsenat kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilmiş olan muhsenat kadınlar, mehirlerini (ucurahünne) vermeniz, iffetli olmanız, iffetsiz olmamanız ve gizli dost tutmamanız koşuluyla size helaldir….”
Nisa-24: “….Bunun dışındaki kadınlarla, zinadan kaçınarak, iffetli yaşamak ve kendilerine mallarınızdan vermeniz kaydıyla evlenmeniz size helal kılındı. O halde onlardan yararlanmanıza karşılık, mehirlerini (ucurahünne) bir farz olarak veriniz.…”
Nisa-4: “Kadınlara mehirlerini gönül rızasıyla veriniz. Eğer onlar ondan bir kısmını kendi istekleriyle size bağışlayacak olurlarsa, o takdirde onu afiyetle yiyiniz.”
Nisa-20: “Eğer eşinizden boşanıp, başka biriyle evlenecek olursanız, boşadığınız eşinize kantar vermiş olsanız bile, verdiğinizden hiçbir şeyi geri almayın. Ona verdiğinizi, iftira ederek ve apaçık günah işleyerek mi geri alacaksınız!”
Nisa-25: “… İffetli olana zina etmeyene ve dost edinmeyene mehirlerini hakkaniyetle verin ve ehlinin izni ile nikahlanın…”
Bakara-237: “Kadınları ilişkiye girmeden boşarsanız, farz olarak tespit ettiğiniz şeyin yarısı farz olarak onlarındır…”
Evlilik adil olan 2 şahit huzurunda başlar. Şahit sayısı ise en az 2’dir.
Ecir dünyevi veya uhrevi amelin karşılığının kişiye dönmesini anlatır.
Ecirin çoğulu, ucur‘dur. Dilimizde mehir olarak tanımlanmıştır. Ecir sadece anlaşma veya anlaşma benzeri durumlar için kullanılır; ayrıca yalnız faydalı şeylerde kullanılır; zararlı olanlarında kullanılmaz.
Mehir(ucur) evlilikte Allah’ın emridir yani farzdır ve erkek tarafından SADECE KADINA (ailesine değil) verilir. Kadın mehiri ister nikahtan önce, ister nikahtan sonra alır veya hiç almaz bağışlar.
Bu nokta da mehir, başlık parasından farklıdır.
Kur’anda evlilik için erkeğin kadına vereceği para, altın, bağ-bahçe-hayvan vb herşey mehir (ucur) olarak kabul edilir.
Yani evlilik somut bir anlaşma ile başlar.
Mehir evlilik öncesi tespit edilir. Evlenecek olanların iradi anlaşmalarına göre; kadın bunu peşin olarak evlilik öncesi alabileceği gibi sonradan veya boşanma sonrasında almayı kabul edebilir ya da kadın bu hakkını kocasına helal edebilir.
Mehir belirlenmeden de nikah kıyılabilir. Kıyılan nikahın geçerli olduğuna delilse;
Bakara-236: “Henüz dokunmadığınız veya farzı onlar için belirlemeden kadınları boşamanız durumunda size günah yoktur. Ancak onları faydalandırın. Maddi durumu iyi olan kendi imkanına göre, iyi olmayan da kendi imkanına göre onları güzel bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.”
Evliliğin manevi boyutu bir tarafa, mehirin (ucur) maddi içeriğe sahip olmasından dolayı ticari bir boyutu vardır.
Bakara-282. ayette borçlanma ve karşılıklı borçlanma şeklinde alış veriş ilişkileri düzenlenmiştir.
Mehir ise, tek taraflı borçlanmadır.
Evet ortada satılan bir ticari meta yoktur ama erkek tarafından alınıp SADECE KADINA (ailesine değil) verilmesi gereken bir mal-para-altın vb maddi karşılık yani bir alış ve veriş söz konusudur.
Dolayısıyla evliliğin farz olan bu basamağında Bakara-282. ayet gereği mehirin yazılması ve şahitlerinin olması gerekir. Çünkü;
Olası çekişmeli boşanmalarda erkeğin mehiri inkar etmemesi veya daha az mehir vermeye çalışmasına ya da kadının belirlenenden çok daha fazla mehir istemesine engel olmak, aslında hem kadını hem de erkeği ama özellikle kadını boşanma ve evlilik sonrası mehir hakkını korumak için mehirin yazılı olması ve şahitlerin olması çok önemlidir.
Nisa-6: “Nikah çağına varsalar bile yetimleri sınayın. Eğer onlarda bir olgunluk (ruşd) görürseniz, mallarını kendilerine teslim ediniz. Büyüyecekler diye haddinizi aşıp acele ederek mallarını yemeyin. Zengin olan kimse kaçısın. Fakir olan kimse hakkaniyet ile yesin. Onların mallarını teslim ettiğinizde onların yanında şahit bulundurun. Allah hesap görenlerin en iyisidir.”
Rüşd olmaları şartıyla evlenecek kişilerin varlıklı yetimler olması durumunda, üzerlerine geçecek malların devrinde de Nisa-6. ayet gereği Allah, şahit bulundurulması emredilirken, insanın insana emanetinde şahit aranmaması mümkün değildir.
Boşanma aşamasında şahitler istenirken, yine farz olan ama sadece sözden ibaret olan nikah kısmında şahitlere gerek yok gibi bir sonuç çok ciddi yanlıştır.
Evlenirken şahide gerek yok iddiası doğru olsaydı, şahidi olmayan bir evlilik biterken yani boşanırken neden 2 şahit olsun istendi peki? Resmi nikah olmadıktan sonra zina birlikteliği midir yoksa evlilik midir, kim nasıl ayıracaktır?
Tek sözle evlilik bitmesin diye şahit istenirken, şahit istemeden evlilik yapmış olmanın; kadın, doğacak çocuklar ve nesebin korunması aleyhine doğuracağı sonuçlar baştan göze alınmış demektir. Ayetlere muhaliflik ise cabası.
Oysa resmi nikah kıyılması, şahit gereğini doğal olarak karşılar. Şeri hukukun uygulandığı zamanlarda da nikah şahidi olur ve kayıtlar tutulurdu. Bugün dini nikah resmi nikah sayılsa, şu anki resmi nikahtan hiç farklı olmayacak yine kayıtlara girecekti. Belki nikahı kıyma yetkisi resmi olarak imamlara da verilecekti.
Bu durumda benim kanaatime göre kadın; şahitli de olsa yukarda saydığım nedenlerle imam nikahı talebini kabul etmemelidir. Çünkü bir çoğu erkeğin şehvet ihtiyacını karşılamak için yapılır. Hesap yok, sorgu yok, mehir harici kadına güvence yok….
Bizim kültürümüzde mehirin nikah esnasında belirlenip yazılması bu ayetler ışığında yapılır.
Ki yukarıdaki sebeplerle, özellikle adil şahitlerin bulunması, art niyetli velilerin çok farklı nedenlerle yaptırmaya zorlayacakları evliliklerin yapılmasına da engel olacaktır.
Bu konuda günümüz evlilik ve boşanma sorunlarına dikkatinizi çekmek isterim. Tabi ayetler hayatlara tatbik ediliyorsa, bu ayetlerin hayatımızda yönlendirmesi olacaktır. Aksi takdirde, her insan istediği gibi evlenip ve boşanır. Ama yaptığı seçimin olası sonuçlarından da şikayetçi olmamalıdır.
Kur’anda bazı hükümler çok net verilmiştir, örneğin mehir.
Ama evlenirken şahitlik mevzusu, ayetler arasında bağlantı kurmamızı gerektiren bir konudur. Kur’andan hükmü görmek dediğimiz de tam da budur.
Allah insanlara okumaları için vahyini, muhakeme için akıllarını ve seçmek için iradelerini vermiştir. Kimi doğru seçim yapacaktır kimi hatalı. Kimi tevbe edecektir, kimi hatasında ısrar.
Özcesi; ayetlerin mesajı herkesedir ama mesajı sadece onları önemseyenler alacaktır.