İLLA EDATININ “VE” ANLAMI ALDIĞI BAZI AYET ÖRNEKLERİ

1- Nisa-22-23. ayetlerde “illa” edatının “ve” anlamı alması üzerine çalışmam;

NİSA-22. AYETİN MEALİNDEKİ HATA: “KADIN MI” YOKSA “EVLİLİK Mİ”

2- Ahzab-50. ayette “illa” edatının “ve” anlamı alması üzerine çalışmam;

NEBİ EVLİLİKLERİ: AHZAB-52. AYET 50. AYETİ NESH ETMEZ

3- Bakara-150. ayette “illa” edatının “ve” anlamı alması üzerine;

Diyanetin meali;

Bakara-150: “Yine nereden yola çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Harama çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin ki insanların içinde zulmedenler hariç sizin aleyhinize kullanabilecekleri bir delil olmasın. Onlardan çekinmeyin, Ben’den çekinin ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.”

Diyanetin mealinde; insanlar aleyhinizde delil bulmasın ama zulmedenlerin delil bulmasında sorun yok şeklinde bir anlam oluşmaktadır.

Oysa müslümanlar kıble nedeniyle, Bakara-142. ayette belirtildiği üzere bazı akılsız kimselerin sorularına muhatap kalmış ve eleştirilmişlerdir. Sonrasında Allah, kıble olarak Kabe’yi seçtiğini beyan etmiş ve artık ne insanların ne de zalim olanların iddia edecekleri bir husus kalmadığını açıklamıştır.

Ayrıca hüccet kelimesini delil olarak değil iddia olarak meal etmek daha anlamca doğrudur. Doğru meal ise;

Bakara-150: “Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Harama çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o yöne çevirin ki insanlar ve(1) onlardan zalim olanların sizin aleyhinizde bir iddiası(2) olmasın. Onlardan çekinmeyin, Benden çekinin ki size olan nimetimi tamamlayayım. Umulur ki doğru yolu bulursunuz.”

(1)İlla:“ve”

(2)hüccet: Bir dava veya tartışmada, sayesinde kişinin hasmını alt ettiği bir tür delil; bir iddia; doğru veya yanlış bir iddia; bir kanıt; bir ispat; bir mazeret.

4- Neml-10-11. ayetlerde “illa” edatının “ve” anlamı alması üzerine;

Diyanetin meali;

Neml-9-10-11-12: ““Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. (11)Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim. Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”

Bu ayet grubundaki diayalog, Allah ile Musa arasında geçen bir diyaloğa aittir.

11. ayette Allah, kötülüğün ardından iyilik yapandan bahsetmiştir ama bu cümlenin fiili yoktur.

Bunu gören diyanet, ayette olmayan “bilsin ki” kelimesini parantez bile kullanmadan sanki ayette bu kelime varmış gibi meale yerleştirmiş ve fiil olarak kullanmıştır.

Oysa 11. ayetin fiili,10. ayetteki “korkmaz” fiilidir.

Ayrıca 11. ayette sanki başka bir konuya geçilmiş gibidir. Fakat 12. ayet hala aynı konunun devam ettiğini göstermektedir.

Aslında bahsedilen kişi yine Musa nebidir. Çünkü Musa nebi geçmişinde, hataen birini öldürmüş fakat sonra çok pişman olmuştur. Allah Musa nebiyi aynı zamanda pişman olduğu geçmiş günahlarından dolayı teselli etmiş ve korkmaması gerektiğini söylemiştir. Doğru mealse;

Neml-9-10-11-12: “Ey Musa! Muhakkak ki Ben Aziz ve Hakîm olan Allah’ım. Asanı bırak!” Onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkaya dönüp kaçtı, geri dönmedi. “Ey Musa korkma, gerçekten Benim. Benim huzurumda rasuller ve(1) zulmeden sonra kötülüğü iyilikle değiştirenler korkmaz. Şüphesiz ben Gafur ve Rahimim.”

(1) İlla =“ve”