HUD-107-108: CENNET NİMETLERİ İLE CEHENNEM AZABI SONSUZDUR.

Allah tüm yaratılmışlardan önce de vardı ve tüm yaratılmışlardan sonra da var olmaya devam edecektir.

İddia;  ebedi “sonsuz” demekse, tek sonsuz da Allah olduğuna göre, ahiret aleminde insanların ve hak etmiş oldukları ödül ve ceza da sonsuz olamayacağıdır. Allah’ın, dilemesiyle ahiret hayatında istediğine sonsuzluk vermesi gayet normaldir. Çünkü kimse onun irade ve hükmüne ortak değildir.

Allah, ahirette insanlara sonsuz yaşam vadetmişse, mutlaka öyle olacaktır. Bu sonsuzluk Allah’ın, tüm yaratılmışlardan sonra da ahiri olduğu doğrusunu zedelemez. O isterse cennet ve cehennemi yok da edebilir, buna elbette muktedirdir. Ama Allah yeminlerinde ve vaatlerinde duran, koyduğu hükümleri istediği zaman değiştirmeyendir.

Cehennem azabının süreli olup-olmadığı tartışması, “halidina” ve “ebeden” kelimeleri üzerinden yapılır.

“halidina” sözlükte çok uzun zaman anlamına gelir.

Biz konuyu doğru anlamak için “halidina” kelimesini, Kur’ana göre incelemek isteriz.

Cennet sakinleri için önceki ölüm dışında başka ölüm olmayacaktır. Ayeti aşağıdadır;

Duhan-56-57: “Sakınanlar cennette, önceki ölümden sonra bir ölüm tatmayacak. Allah sakınanları Rabbinden bir lütuf olarak o şiddetli ateşin azabından koruyacak. Büyük kurtuluş işte odur.”

Nebiler de bizler gibi beşer olup ölümsüzlük(elhuld) verilmediğinden ve halidine(ölümsüz) olmadıklarından Enbiya-35. ayet gereği ölümlü tattılar.

Enbiya-35:Her nefs ölümü tadacak…..”

Enbiya-34: Biz, senden önce hiçbir beşere ölümsüzlük(elhuld) vermedik. Sen öleceksin de onlar ölümsüz(halidina) mü olacak?”

Enbiya-8: “Biz nebileri, yemek yemeyen bir beden olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz(halidina) de değildi..”

Şeytanın Ademi kandırmak için kullandığı iki iddiadan biri; onların ölümsüz olmalarını sağlamaktı. Çünkü Adem, ölümlü olduğunu biliyor ama yine de ölümsüzlüğü istiyor, şeytanda onu ölümsüzlük vaadi ile kandırıyordu.

Araf-20: “….“Rabbiniz ikinizi şu ağaçtan iki melik ya da ölümsüzlerden olursunuz diye yasakladı.”” dedi.”

Özetle; bu ayet grubunu birlikte okuduğumuzda Kur’anda “halidina” kelimesinin çok uzun zaman anlamında değil, “ölümsüz” anlamında kullanıldığı anlaşılır. Eğer ki Kur’anda bu anlam verilmişse, sözlüklerin veya başka kimselerin ne anlam verdiği artık benim için önem arz etmez. Hem cennet hem de cehennem sakinleri için kullanılan “halidine fiha ebeden” ifadesi;

“Orada sonsuza kadar ölümsüzdürler.” anlamına sahiptir, “Orada sonsuza kadar kalıcılardır.” değil,

Fatır-36: “İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Onların ne ölmelerine ne de cehennem azabının hafifletilmesine hükmedilir.”

O halde ayetlerden anladıklarımız;

  1. Cehennemde ölüm yoktur. Allah cehennem ehlinin ölümüne hükmetmez.
  2. İnsanların tümü ölümsüzdür. Cehennem ehline ölüm hükmedilmezse, cennet ehline de ölüm hükmedilmez.
  3. Bu durumda cennet ve cehennem de sonsuz olacaktır.
  4. İnsan ölümsüz ise hak ettiği mükafatı da azabı da ebedi yani sonsuza kadar olacaktır.

İnsan cehennemden çıkartılmayı mutlaka umut etmek ister. Peki cennetten de çıkartılmayı ister mi?

Cehennem ile ilgili hatalı meale bakalım;

Hud-107:Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte süreli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkı ile yapandır.”

Bu ve bir çok mealde hata üzerine hata yapılmıştır.
“illâ mâ şâe rabbuk(e)” cümlesi istisna cümlesidir ama hatalı şekilde istisna  edilmiştir. Ayetteki “halidina” kelimesine ise “süreli” anlamı verilmiştir. İki hatayı da inceleyelim;
Bu cümle istisna cümlesidir ama istisna kişilere yönlendirilemez. Ayette (مَا) kullanılmıştır ki bu cansızlar için kullanılır. İstisna ancak gökler ve yeryüzüne gidebilir.

İstisnanın kişilere yönlendirilmesiyle Allah, sanki dilediklerini cehennemden çıkaracak ve bu kimselerin azapları ebedi olmayacak anlamına ulaşılmak istenmiştir. Ama aşağıdaki ayetler bu anlama müsaade etmez;

Fatır-36: “İnkar edenlere cehennem ateşi vardır. Onların ne ölmelerine ne de cehennem azabının hafifletilmesine hükmedilir..”

Araf-40: “Ayetlerimizi yalanlayanlar ve ona karşı kibirlenen kimselere göğün kapıları açılmayacak ve halat/deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyecek. Biz günahkarları böyle cezalandıracağız.”

Edat olan (مَا)‘ya -dıkça anlamı verilmiş fakat illa(اِلَّا)‘nın “ve” anlamı yine gözden kaçırılmıştır. Bu durumda ayetin doğru meali aşağıdaki gibi olur;

Hud-107: “Onlar gökler ile yeryüzü devam ettikçe ve Rabbin diledikçe ateşin içinde ölümsüzdür. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır.”

Bu ayetleri birlikte okuduğunuzda;

  1. Cehennemden çıkış olası mıdır? Cevap, hayır.
  2. Cehennemde azap hafifletilir mi? Cevap, hayır.
  3. Cehennemdekiler bir süre sonra öldürülür mü? Cevap, hayır.

Cennet ile ilgili hatalı meale bakalım;

Hud-108: “Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada süreli kalacaklardır. Bu, kesintisiz bir lütuftur.”

Hud-107. ayetin mealinde yapılan hatalar aynen tekrarlanmıştır.  Yine de tekrar izah edelim;

“illâ mâ şâe rabbuk(e)” cümlesi aynı istisna cümlesi olup yine hatalı şekilde istisna edilmiş ve halidina kelimesine yine “süreli” anlamı verilmiştir.

Bu cümlede de istisna kişilere yönlendirilemez. Ayette (مَا) kullanılmıştır ki bu cansızlar için kullanılır. İstisna ancak gökler ve yere gidebilir.

Hud-107. ayette “illâ mâ şâe rabbuk(e)” istisna cümlesini kişilere yönlendirirseniz, Allah dilediğini cehennemden çıkaracak olarak anlarsınız ama; 108. ayette de aynı şekilde “Allah dilediğini cennetten çıkaracak” olarak anlamak zorundasınız. Çünkü kalıp, aynı kalıptır. Hayır, ben böyle anlamam diyemezsiniz.

Eğer Allah dilediklerini cennetten çıkaracaksa, bu kimselerin mükafatları da ebedi olmayacak, demiş olacaksınız. Oysa bu mümkün değildir. Çünkü Allah cennet halkına, cennetten çıkarılmayacağı vaadini vermiştir. İşte delili;

Hicr-48: “Cennette onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve onlar cennetten çıkarılmayacaklardır.” 

Bu ayetlere göre;

  1. Cennetten çıkış olası mıdır? Cevap, hayır..
  2. Cennetteki lütuflar kesilir veya azaltılabilir mi? Cevap, hayır.
  3. Cennettekiler bir süre sonra öldürülür mü? Cevap, hayır.
“Bu bilgiler bize gösteriyor ki, istisna cümlesini kişilere yönlendirmek baştan yanlıştır.”
Kur’an kendini tefsir eden bir kitaptır, dememiz sebepsiz değildir.
Bu hatalı istisna cümlesi ile cehennemden bir süre sonra çıkış olacağına veya Allah’ın çıkaracağına inanmak ayetlere göre olası değildir. Allah dilerse çıkarmaz mı peki?
Elbette Allah istediği her şeyi yapar, kim mani olabilir! Ama Allah, verdiği hüküm ve vaatlere önce kendisi sadık olan ilahtır. Tavsiyem, Allah’ı Kur’andan tanımamız olur.
Sayın Bayraktar hocanın istisna cümlesinde yaptığı hata diğer hataya neden olmuştur ki kendisini, “ölümsüz” kelimesine “süreli” anlamı vermeye mecbur etmiştir.
“halidina” kelimesi, çok ama çok uzun bir süredir ama yine de bir sonu vardır, bu nedenle “sürelidir” diyecek olursanız;
“halidine fiha ebeden” ifadesi geçen ayetlerde anlam, “orada süreli sonsuza kadar kalıcıdırlar” gibi saçma bir anlama dönüşür.
Ortaya çıkan bu saçma anlam, yapılan meal hatalarını güneş gibi ortaya çıkarmaya kafidir. Kendisi de bu anlamsızlığı gidermek için aşağıdaki ayetlerin meallerinde “ebeden” kelimesine yer vermemiştir. Örnek ayetler;
Nisa-57: “…orada süreli kalacaklardır…”
Nisa-122: “….orada süreli kalacaklardır.”
Nisa-169: “…süreli kalacakları cehennem…”
Maide-119: “…içinde süreli kalacakları…”
Özetle bu kalıbı, istisna cümlesi olarak anlamak istiyorsanız istisnayı insanlara değil yere ve göğe yönlendirmeli ve en fazla “Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer durdukça” şeklinde meal etmelisiniz.
Bunun anlamı ise; “Allah bir gün yerin ve göklerin durmasını istemezse azapta biter” demektir.
Durabay mealine göre ise bu ayetlerin mealleri aşağıdaki gibidir;
Hud-107: Onlar gökler ile yeryüzü devam ettikçe ve Rabbin diledikçe ateşin içinde ölümsüzdür. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır.”
Hud-108: “Ama mutlu olan kimseler cennet içindedir. Onlar gökler ile yeryüzü devam ettikçe ve Rabbin diledikçe, kesintisiz bir ihsan olarak cennetin içinde ölümsüzdür.”
Sonuç olarak benim de gönlümden geçen, cehennem azabının sonlu olması olsa da ayetlere göre mümkün değildir. Müslüman kişinin tartısı hafif gelir ve Allah da kendisine şefaat etmezse, cezası ebedi cehennemdir. 

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler