Tevbe-1-2: Allah ve Rasulünden, antlaşma yaptığınız o müşriklere bir muafiyettir. Yeryüzünde 4 ay dolaşın ve bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah, kafirleri rezil edendir.
Tevbe-3: Bu Allah ve Rasulunden, Hacc-ı Ekber gününde insanlara bir duyurudur. Allah ve Rasulu müşriklerden uzaktır. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Kafirleri elim bir azapla müjdele.
Tevbe-5: Haram aylar çıkınca tüm gözetleme yerlerinde oturun, etraflarını sarın, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde (savaşa neden olan) müşrikleri öldürün.
Bakara-194: Her haram ay her haram aya karşılıktır. Dokunulmazlıklar da karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de onun size saldırdığı gibi ona saldırın, Allah’tan sakının. Bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.
Tevbe-36: “Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Gökleri ve yeri yarattığı zaman Allah’ın yasasında, onların dördü haramdır. İşte doğru din budur…”
Bu ayetler arasındaki ilişkiyi net görebildiğimizde haram ayların hangileri olduğu bilgisine, başkalarına göre değil Kur’ana göre öğrenmiş olacağız.
Tevbe-36. Ayete göre haram bir ay, başı ve sonu ile tam bir aydır yani sonraki aya sarkmaz.
Allah rasulu, anlaşma yaptıkları müşriklere 4 ay süre verdiğine göre bu süre, o 4 ayın ilk günü başlamalıdır. Eğer bu sürenin başlangıcı haram ayların ilk günü olmazsa; haram günlerin sonuncusu, sonraki aya sarkacak ve haram günler 5 aya dağılmış olacaktır. Fakat Allah, haram ayların sayısını 4 ile sınırladığı için bu mümkün değildir. Yani anlaşılan; haram aylar hem tam ay hem de kesintisizdir.
Tevbe-1-2. ayetlerdeki müşriklere muafiyet tanınmasının Tevbe-3. Ayette Hac ile ilişkilendirilmesi, Haccın yapılmasına fırsat vermek için haram bir ayda yapıldığının göstergesidir. Bu haram ay, tarihi kaynaklarda Zilhicce olarak bahsedilmiştir.
Bu durumda “Zilhicce” ilk ay olursa diğer haram aylar; Zilhicce’yi kesintisiz takip eden “Muharrem, Safer ve Rebiulevvel” aylarıdır.
Bu aylar, diyanetin ve ehli sünnetin kabul ettiği hac aylarından farklıdır. Kur’an bu haram ayların farklı olduğu bilgisini bize vermiştir. Bu bilgiyi Bakara-194. ayetten görürüz;
Bakara-194: Her haram ay her haram ayakarşılıktır. Dokunulmazlıklar da karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de onun size saldırdığı gibi ona saldırın, Allah’tan sakının. Bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.
Bu ayette bir mukayese söz konusudur. Ayette yer alan haram ayların ve dokunulmazlıkların karşılıklı olduğu cümleleri bize, birbiri ile karşılaştırılan 2 farklı haram aylardan bahsedildiği bilgisini vermektedir. Ayet bize, müslümanlara bildirilmiş olan haram aylar ile Arap cahiliyesinin kabul ettiği haram ayların birbirinden farklı olduğunu, iki tarafın da bu farklı haram aylara ve dokunulmazlıklara karşılıklı riayet etmesi gerektiğini eğer onlar dikkat etmeyipte saldırırlarsa müslümanların da aynı şekilde cevap vermeleri gerektiğini bildirmektedir.
Cahiliye devri Araplarına göre haram aylar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Receb ayları iken,
Müslümanlar için harama aylar; Zilhicce, Muharrem, Safer, Rebiulevvel aylarıdır.
Mevdudi, Kur’anda 2 farklı haram ay olduğunu fark etmiş ve Tevbe-5. ayetteki haram aylar hakkında farklı bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır.
Tefhimü’l Kur’an isimli tefsirinde “Buradaki “haram aylar” tabiri ile “hacc” veya “umre” ibadetlerinin yapılabilmesi için savaşın yasaklandığı dört ay değil, aksine ikinci ayetle müşrikler için mühlet olarak garanti altına alınan ve müslümanlar için müşriklere herhangi bir hücumun yasaklandığı dört ay kastedilmektedir.” izahını yapmıştır.
Bu izahı yapmasına sebep olan bilgi şudur; Tevbe-2. ayetin izahında verdiği bilgidir. Der ki: “Hicri 9’un Zilhicce ayının 10. gününden (ültimatomun verildiği tarih) Hicri 10’un Rebiussani ayının 10. gününe kadar olan zaman, müşriklere mühlet olarak garanti edildi. Bu zaman zarfında onlar, savaşa hazırlanmak veya ülkeyi terk edip göç etmek yada İslam’ı kabul edip etmeyecekleri konusunda dikkatlice düşünüp karar vereceklerdi.”
Yani haram aylar Zilhiccecin 10. günü başlayıp Rebiülahir(Rebiüssani) ayının 10. Gününe kadar devam edecektir. Gördüğünüz üzere haram aylar Zilhicce de başlayıp kesintisiz Muharrem, Safer ve Rebiüüvvel aylarını da içine alıp 4 ay devam edip Rebiülahir ayına sarkmaktadır.
İşte Mevdudi’nin fark ettiği bu farklı haram aylar, onun bu izahı yapmasına neden olmuştur. Çünkü kendisi de geleneksel haram ayları kabul etmiş ve bu ayetlerden ortaya çıkan yeni haram aylara farklı bir anlam vermek zorunda kalmıştır.
Mevdudi, Bakara-194. ayeti tefsir ederken; “Fakat zamanla Araplar, hile ile bu yasağı çiğnemeye başladılar. Kendi isteklerine uydurmak için ayların normal sırasını değiştirdiler. Eğer hırsızlık yapmak veya kan dökmek isterlerse haram bir ayı çiğniyorlar ve onun yerine başka bir haram ay tayin ediyorlardı.” demesine rağmen, fark ettiği bu farklı haram aylara yeni bir anlam yüklemekle hata yapmıştır.
Biz tekrar Tevbe-36. ayeti hatırlayalım; “Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Gökleri ve yeri yarattığı zaman Allah’ın yasasında, onların dördü haramdır. İşte doğru din budur.”
Bu ayete göre Kur’anda bahsedilen haram ayların, gökleri ve yeri yarattığı zamandan beri Allah’ın yasasında sadece tek bir anlamı vardır. Allah’ın başka aylar için de haram aylar ifadesini kullandığını iddia etmek, Arap cahiliyesinin haram aylarını kabul etmiş olmanın bir sonucudur.
Biz haram ayların Kur’andaki anlamına istinaden, onların tam aylar olması gerektiğini bildiğimizden, haram günler bir ayın ortasından başlayıp son haram gün 5. aya sarkamaz.
Bu durumda İslam tarihi kaynaklarında bu ültimatomun verildiği gün Zilhicce’nin 10. Günü değil ancak 1. günü verilmiş olmalıdır ki 4 tam ay olabilsin. Aksi takdirde Mevdudinin kabul ettiği bilgiye göre; haram ayların son günü Rebiülahir ayına sarkmakta ve haram aylar 5 aya yayılmaktadır.
Gördüğünüz üzere Hacc-ı Ekber’in neyi kastettiği da kendiliğinden ortaya çıkmış oldu. Tevbe-3. ayete göre “Bu Allah ve Resul’ünden; Hacc-ı Ekber gününde, insanlara bir duyurudur” cümlesindeki Hacc-ı Ekber, haram ayların başlangıcı olan Zilhicce ayının ilk günüdür.
Peki tarihi kaynaklardaki bilgiler ile bu yazdıklarım arasındaki farklar nasıl izah edilebilir?
Cevabım; elbette içlerinde doğru bilgiler mevcuttur. Ama Allah rasulu Muhammed nebinin birçok sözü bile değiştirilmişken ve onun adına bir çok rivayet uydurulmuşken, tarihi bazı bilgilerin Kur’an ile uyumsuz olması benim için hiç şaşırtıcı değildir.
Mutlak doğru iddiasında değilim. Fakat yanlış anladığımı düşünenlerden itiraz edeceklerin, sadece ayet ile itiraz etmesini rica ederim.