Bu sorunun cevabını aşağıdaki ayetlerin içerisinde bulacağız;
Bakara-256: “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapkınlıktan ayrıldı. Kim tağutu inkar eder ve Allah’a inanırsa o, kopmayan sağlam bir kulpu tutmuştur. Allah işitendir, bilendir.” ayetine göre;
Allah, insanı özgür iradeyle yani “seçim yapma özgürlüğü” ile yaratmıştır. Bu sebeple Kur’an, irade özgürlüğünü tamamen savunan bir hitap ve kitaptır.
Allah hiç kimseyi zorla iman ettirip ya da zorla sapıklığa sevk etmez. Bu hususta tüm baskıları reddeder ve defaatle ayetlerde tekrar eder.
Eğer tercihi Allah yapsaydı, sonuç farklı olurdu ve bütün insanları hidayet üzere birleştirirdi fakat iman ile inkar tercihini hür iradeleriyle seçebilmeyi insana bırakmıştır.
Yani Allah, imanı seçene hidayet ederken, sapkınlığa sevk edecek eylemlerde ısrarcı olanı sapkınlık içinde bırakır. Örneğin aşağıdaki ayette; eğer kişi Allah’a yönelmişse, Allah’ın onu hidayete ulaştırdığı fakat kişi dünyaya yönelmişse sapmasına izin verdiği açıklanmaktadır.
Rad-27: “İnkar edenler der ki “Ona Rabbinden bir mucize[8] indirilmeli.” De ki “Allah, dileyen kimseyi sapkınlık içinde bırakır[9] ama kendisine yönelen kimseyi hidayete iletir.”
Allah’ın tercihi, insanların tercihinin bir sonucudur. Bu kural Kur’an da Allah’ın dilemesiyle ilgili tüm ayetlerde geçerlidir.
Özgür iradeye müdahale hiçbir ayette söz konusu değildir. Bu durumda, her zaman ve her fırsatta kendisi için özgürlük isteyen insanın, kendisine verilen özgürlüğü eleştirmesi tam bir paradokstur!
Aslında onu paradoksa düşüren; kendisine hesabı sorulur özgürlük verilmesidir. İnsan ister ki, hem özgür olup her istediğini yapabilsin hem de tercihlerinin hesabını vermesin. Bu ise insanlar arası ilişkilerde bile mümkün değildir.
Ayrıca Rad-27. gibi ayetler birçok meal yazarı “Allah’ın dilediğini saptırdığı, dilediğini hidayete erdirdiği” şeklinde hatalı meal edilmiştir. Doğal olarak insanlar, kendilerinin sapmadıklarını bizzat Allah tarafından saptırıldıklarını iddia ederek Allah’ı suçlar ve O’na isyan eder olmuştur.
Oysa bu önemli hatanın sebebi, basit bir bilgi eksikliğidir. O bilgi ise şudur;
Ayet metninde yazılı ve hatalı çevrilen kelime if’al babında yazılmıştır. “İ’fal” babınınsa 17 farklı görevi vardır. Bunlardan en bilineni “Teaddi” yani lazım (geçişsiz) olan fiilin, müteaddi (geçişli) yapılması görevidir. Bu görevi nedeniyle birçok kimse “dalle” fiilini standart olarak “saptırmak” olarak çevirir ki bu önemli bir hatadır.
Oysa görevlerinden biri de “Ta’riz” görevidir. Ta’riz görevi fiile; “sunmak, arz etmek, sergilemek ve maruz bırakmak” anlamları katar. Bu babda bazı fiiller, öznesine göre anlam kazanır. Eğer bir kul şeytana uyarak sapmayı tercih etmişse o kul için, Allah da seçim yapacaktır. Ya onu içine düştüğü sapkınlık içerisinde bırakacak ya da kurtaracaktır.
İşte “dalle” fiilinin öznesi Allah olduğunda i’fal babı fiile, maruz bırakma yani “kişiyi içine düştüğü sapkınlık içerisinde bırakmak, kişinin o sapkınlığa maruz kalmasına müsaade etmek” anlamı katar. Çünkü Araf-16: “Beni azdırmana karşılık, onlar için senin doğru yoluna oturacağım. Sonra önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim. Onların çoğunu şükreden bulmayacaksın” ayetinde Allah, şeytanın maksadının insanları doğru yoldan uzaklaştırmak, saptırmak olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda sapan insan, saptıran şeytandır.
Peki Allah neden, kimi sapıtmışları kurtartır ama kimilerini düştüğü sapkınlıkta bırakır? Kimi insanlar işlediği günahlardan dolayı sıkılır, içine düştüğü sapkınlık onu huzursuz eder, savrulmuş olsa da iş veya sözleriyle farkında olarak veya olmayarak pişmanlık yaşar. Kişi, bu pişmanlığına sahip çıkma gayreti içinde ama neyi nasıl yapacağını bilemiyorsa, Allah da onu yarı yolda bırakmaz.
Diğeri de şeytanla sarmaş dolaş olmuştur fakat zerre pişmanlık hissetmemiş, pişmanlık hissetse de ona sahip çıkmamıştır, pervasız ve kuralsızdır, duyarsızdır, inkar ve alayı seçmeye devam etmektedir. İşte Allah, bu kimseleri, içine düştükleri sapkınlıkta bırakır. Bu durumda o kişi için, onu Allah saptırdı denemez. Allah onu yukardaki sebeplerden dolayı, kendi seçtiği sapkınlığa maruz bırakmayı tercih etmiştir.